Articles By raquelhabib

İdeal Baba Nasıl Olmalı?

Çocuğun gelişiminde çok önemli yeri olan babayla yaşanan ilişki, hem kız hem erkek çocukların kişilik ve cinsel kimlik gelişiminden hayatlarının gelecek döneminde yer alacakları toplumsal rollere kadar pek çok konuda belirleyici oluyor. Uzmanlar ideal baba olmanın 10 kuralını sıraladı. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesinden Uzman Klinik Psikolog İhsan Öztekin, çocuğun gelişiminde babanın rolünün önemini vurguladı.

Güvenin simgesi baba

Çocuk gelişiminde her ne kadar ön planda anne gibi görünse de babaların çocuk için ayrı bir önemi olduğunu ifade eden Öztekin, “Babalar da çocukları ile çok güçlü sevgi ve şefkat bağları geliştirirler. Özellikle erkek çocuklar için baba, kişilik gelişiminde kendisi ile özdeşleştirdiği bir modeldir. Baba güvenin simgesidir. Babayla yaşanan ilişki, ileriki yıllarda erkek ve kız çocukların cinsel kimliklerinin gelişiminde de rol oynar. Erkek çocuk cinsel kimliğini tanımak için babasını örnek alır ve taklit eder. Kız çocukları için ise baba modeli, karşı cinsi tanıması ve karşı cinse karşı tavırları konusunda ipucu verir. İlgili bir baba kız çocuğunun karşı cinse duyduğu güveni arttırırken, çocuğun baba sevgisi ve ilgisini hissetmesi kendine olan güveni de arttırır.” diye açıkladı.

Devir Değişti

çocuk

Herşeyde “Devir değişti” diyoruz.

Teknoloji değişti adapte oluyoruz, iletişim yöntemleri değişti adapte oluyoruz, toplantı yapma biçimimiz bile değişti onu da uyguluyoruz, evlerimiz, arabalarımız değişiyor ve hepsine okiz!

Peki DNA mız değişmiyor mu?

Her yeni gelen nesil daha farkında, daha açık, daha başka gelmiyor mu?

Points of You ve Limbic Coaching

organize-your-brain-www-mastermind-coaching-and-consulting
Geçtiğimiz haftasonu LIMBIC COACHING adlı bir eğitime katıldım. Silviya adında işini olağanüstü yapan bir eğitmen ile çalıştım. Yaklaşık 10 en etkili yöntemin en işe yarayan etkili yönlerini harmanlayarak yeni ve acayip etkili bir teknik geliştirmiş. Çoğu bildiğim veya aşina olduğun teknikler olmasına rağmen gerçekten içselleştirilmiş ve işe yaradığı garantilenmişi bir yöntem ile tanışmak beni çok heyecanlandırdı.
 
Özellikle son zamanlarda çok ilgi alanım olan BEYİN hakkında yeni bilgiler öğrendim.
 
Koçluğumu aşırı derecede besledim.
 
Kendi bazı blokajlarımı fark edip çözümleme şansı edindim.
 
Eğitimi ilgilenenlere şöyle özetlemek isterim;
Sürekli kendimize bir söz veririz ve anlamadığımız bir nedenden dolayı tutamayız. Ya da sonuna kadar devam ettiremeyiz. Başladığımız şeyi yarım bırakırız. Neden? Son zamanlarda pek bir popüler olan organımız beynimiz yüzünden. Beyinimiz aslında bizi yönetiyor. Ama beyin çok karmaşık bir organ. Bir sürü bölümü var. Tüm kararlarımızı aldığımız, mantıklı düşünmemizi sağlayan, iletişim becerilerimizi geliştirdiğimiz, karar verme yetkinliğimin barındığı
 

Hastalık Nedir? Nasıl İyileşir?

cc_1

Evrende herşeyin enerjiden oluştuğuna inanıyorum. (Quantum Fiziği gibi) hiç birşey yok olmaz sadece form değiştirir.

Her şey farkı bir frekansta titreşir. Titreşimine uyumlu olanları, başka bir deyiş ile benzeyenleri, yani aynı frekansta olanları etrafına çeker. Hoş düşünceler, hoş duygular doğurur. Hoş olan duygu ve düşünceleri çeker. Aynı mantık hoş olanlar için geçerlidir.

Bedenimizdeki enerji akışı (Çin Tıbbında bahsedilen) görünmeyen enerji kanallarımız olan meridyenlerimizden geçerler. Bedenimize giriş ve çıkış noktaları da Çakralarımızdır.

Çocuklarımıza Duyguları Yönetmeleri İçin İzin Verelim

depresyon - raquel habib

Uzun zamandır düşünüyorum, ne oluyor da tüm hastalıklarda olduğu gibi duygusal sıkıntılarda da yaş sınırı gittikçe küçülmeye başladı. Eskiden 14 yaşında depresyona giren veya ufak yaşlarda anksiyete sorunu yaşayan, sınav kaygısından dolayı aşırı dalgalanmalar yaşayan çocuklar daha az sayıda vardı. Ben psikolog değilim. Ancak bir sürü psikolojik teşhislerde de yaş sınırının artık epey ufaldığını duyuyorum. Hemen bazılarınızı duyar gibiyim; “Eskiden vardı ama bunu teşhis edecek yeterli uzman yoktu, çocuklar için hayat bu kadar stresli değildi, bu kadar bilgi ortalıkta yoktu, beslenme daha iyi idi………” vs vs.

Duygular ve Algı

emotions

Duygular benim için çok önemli. Belki de hayatımda önem verdiğim konular arasında en çok ilgimi çekenlerden biri diyebilirim.

Neden mi? Bizi yöneten unsur duygular da ondan. Hangi hareketinizi altında bir hissiniz ve duygunuz olmadan yapıyorsunuz acaba? Karşımızdakilerin hangi davranışlarına veya sözlerine karşı bir şey hissetmeden durabiliyorsunuz acaba?

İşte bu yüzden duygularımız çok önemli. Peki neye dayanarak hissediyoruz bunları? Bir olaya karşı ben çok tepki verir iken yanımdaki kişi veya bazen en yakınım bile gayet umursamaz kalabiliyor. Neden?

ALGI yüzünden. Hayatımızı yöneten bir başka çok önemli kelime ALGI! Algımız ve anlam yükleme becerimiz vereceğimiz tepkileri, hissedeceğimiz hisleri bile belirleyebiliyor. Algımızı ne oluşturuyor? Tabiki ilgili alanlarımız, öğrendiklerimiz ve geçmiş deneyimlerimiz.

Bahçeye Dikilen Fidan ve Evlilik

evlilik - raquel habib

Daha evliliklerinin ilk yılıydı.

Evde kavga hiç eksik olmuyordu.

Birbirlerini severek evlenen çift yolun başında bu işin daha fazla gitmeyeceğini düşünmeye başlamışlardı. Fazla yıpranmadan buna bir çare bulmaları gerekiyordu.

Bir akşam oturup ilişkilerini yeniden gözden geçirirlerken adam eşine, “Aklıma bir fikir geldi,” dedi. “Bahçeye bir fidan dikelim ve bu fidan 3 ay içinde kurur ise boşanalım. Yok eğer kurumaz ise bu konuyu sonsuza kadar kapatalım.”

Amigdalanızın Aktivitesini Azaltmayı Öğrendiğinizde Duygularınızı da Değiştirebilirsiniz

cerveau

Beyni, kendisini tedavi etmek üzere eğitmek, travmatik stresin üstesinden gelmek için son derece umut vericidir. Bu eğitimde, ‘sinirsel geribildirim’(neurofeedback) denilen ve insanların kendi beyin aktivitelerini düzenlemelerinde yol gösterici olan aktiviteyle uyumlu işitsel ya da görsel bir sinyal kullanılır.

Hislerim Benim Dostlarım

hisler - raquel habib

Can dostum Hislerim,

Hisler deyince aklıma önce mutluluk, keyif, neşe, heyecan, merak, aşk, yalnızlık, acı, keder, umutsuzluk, korku, öfke, gibi bir sürü kelime geliyor.

İlk 6 kelimeyi okur iken yüzünüzde ve belki de içinizde bir gülümseme oldu. Peki sonra nahoş olan hisleri okurken ne hissettiniz? Açıkcası ben yazarken bile pek hoşlanmadım.

    Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial