Hislerim Benim Dostlarım

Can dostum Hislerim,

Hisler deyince aklıma önce mutluluk, keyif, neşe, heyecan, merak, aşk, yalnızlık, acı, keder, umutsuzluk, korku, öfke, gibi bir sürü kelime geliyor.

İlk 6 kelimeyi okur iken yüzünüzde ve belki de içinizde bir gülümseme oldu. Peki sonra nahoş olan hisleri okurken ne hissettiniz? Açıkcası ben yazarken bile pek hoşlanmadım.

Çoğu toplumda (özellikle daha Doğu’ya gittikçe) nahoş olan bu duyguları hissetmemiz ve yansıtmamız pek uygun karşılanmıyor. Gözlemlerime göre önce Y sonra, Z kuşağı ile bu biraz biraz kırılmaya başlandı gibi. Ancak daha çok yolumuz var.

Peki bir duyguyu hapis tutar isek ne olur? Hislerimiz ile küser ve onları görmezden gelir isek ne olur? Ya da onları bastırır yada yok sayar isek ne olur?

Evrende herşey bir enerjidir. (Eğer bu fikre inanıyorsanız tabiki) Dolayısı ile hiçbirşey yok olmaz sadece dönüşür.

Enerji ise titreşerek ve form alır. Maddenin yoğunluğuna göre titreşimi değişir ve bu da onun formunu belirler. Titreşim hızına da frekans denir.

Eğer herşey bir enerji ise, DÜŞÜNCE VE DUYGU da birer enerji formudur. Sadece titreşim frekansları farklıdır. Aklımıza ya da kalbimize gelen hissi veya düşünceyi dışarıya doğru sağlıklı bir şekilde iletemediğimiz zaman, içeride biriktirmeye başlarız. İçeride biriken tüm enerjiler bir süre sonra su borularında ki kireç gibi tıkanıklıklara yol açar. Yıllar içinde ise bu tıkanıklıklar birikip bedenimizin artık baş edemeyeceği bir boyuta gelir. Bu bastırılmış düşünce veya duyguların yoğunlaşmış haline halk arasında ve tıp dünyasında hastalık denir. Tabiki Batı tıbbın teşhisleri ve verdiği ilaçlar ile hem semptomlar belirlenir hemde bazen geçiçi olarak giderilir. Ancak kökten iyileşme için olaya daha holistik (bütünsel) bakmak gerektiğine inanıyorum.

İnsanoğlu 4 boyutta vardır. (Gestalt Yaklaşımı) Bedensel (Fizik bedenimiz), Zihinsel (Düşüncelerimiz), Duygusal (Hislerimiz), Tinsel ( Ruhumuz). Bu durumda en önce yapmamız gereken 4 ayrı boyuttaki var oluşumuzun farkına varmak.

NASIL MI?

Kendimiz ile çalışarak. Her boyuttaki kendi farkındalıklarımızı arttırarak.

İşte Hislerimiz ile dost olmak bu sebepten çok önemli ve elzem bir meseledir. “Ben öfkeliyim, nefret ediyorum, ben korkuyorum, ben pişmanım, ben aşırı gerginim, ben aşırı mutlu ve heyecanlıyım, ben çok tatminliyim, ben sabırsızım…..”

Bunlardan hangilerini hissetmeye vicdan azabı duymadan veya utanmadan gün içinde kendimize izin veriyoruz? Hangilerini farkındayız, hangilerini SAĞLIKLI ve DENGELİ bir şekilde dile getiriyoruz. Yada hangilerini farkına bile varmadan içimize atıp bastırıyoruz?

Malesef ki duygularımzın çoğunu o kadar farkında olmadan yaşıyoruz ki, ancak içimizdeki kovamız dolduğunda birden patlıyoruz ve aşırı öfkeli olduğumuzu fark ediyoruz. Oysa o öfkeye gelene kadar kim bilir altta hangi duygu katmalarından yukarıya doğru tırmandıkta haberimiz yok. Belki bir kat aşağıda korku var, bir kat daha aşağıda çaresizlik var ve bir kat daha da aşağıda utanç var, var da var anlayacağınız….

YALE ÜNİVERSİTESİ’nin bir merkezi var; http://ei.yale.edu/ . Bu konuda araştırmalar yapıyor. Kendi duygularını tanıyan insan karşındakinin duygusu ile kendisininkini ayrıştırabilir. Bu da daha sağlıklı ilişkilere imkan tanır. Günlük rutinimizde oto pilotta yaşar iken malesef bunu yapmak çok zor. Oto pilottan çıkmak farkındalıkta takılmakla doğru orantılıdır. İşte farkındalığımızı arttırmak için bir sürü teknikler var. Mindfullness bunlardan biri.

Mindfullness da tüm bu duyguları araştırıyoruz, zihnimizde gelen düşünceleri araştıryoruz. Fark ediyoruz, yargısız bir şekilde uzaktan bilinçli olarak bunlara bakıp işimize yarayan bir davranış modeli seçiyoruz. bkz. “İyi Hissetme Sanatı – sayfa 196”.

Yukarıda saydığım tüm bu duyguları hissetmek OK!

Yaşlı genç, kadın erkek, çocuk veya ebeveyn hiç fark etmez.

Hepimiz insanız.

Hepimizin özü SEVGİ ve hepimizin en büyük engeli KORKULARIMIZ ve ENDİŞELERİMİZ.

Bir kere olsun savunmasız olmayı kabul etsek ve tüm bu duygularımızı kucaklasak nasıl olur?

En azından bunu yapmayı araştırmakla başlamaya ne dersiniz?

Sevgiyle kalın, sevgiyi paylaşın.

 

Raquel Habib

Leave a reply

    Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial