Çocuklar İçin Dövüş Sanatları

Yunus Emre Güvenç son zamanlarda epey ilgi çeken ‘Dövüş Sanatları’ hakkında merak ettiklerimizi aydınlattı…

Hem bir sporcu, hemde bir antrenör olarak çocukların hayatında genel olarak sporun önemi hakkında ne düşünüyorsun?

Spor çocukların hayatında vazgeçilmez olması gereken unsurlardandır. Devamlılık içinde yapılan tüm sporlar da önemli olan başarılı olup olmak değil, sporla büyümenin çocuğa kazandırdıklarıdır. Spor antrenmanları sayesinde çocuklar, disiplin içinde takım düzenini, kurallara ve antrenman saatlerine uymasını öğrenir ve tüm hayatı boyunca hırs ve zorluklarla mücedele edebilme özellikleri aşılar. Sporun kazandırdığı değerler arasında vicdan duygusu, arkadaşlık, dürüstlük, güven, hayatın ileri dönemlerindeki sosyal durumlara ayak uydurmada kolaylık sağlama bunların en başında gelenleridir. Sağlıklı bir insanın hayat kalitesi için spor çok önemli bir etkendir.

Spora başlama yaşı sence kaçtır? En erken yaşta başlanabilecek sporlar hangileridir?

Çocuklarda spora başlama yaşı tıbbi olarak dört yaştır. Çocuklar yön kavramlarını, el-ayak koordinasyonlarını bu yaşlarda düzene sokmaya başlarlar. Yüzme ve jimnastik en erken başlanılacak spor dalları olarak bilinir.

Sporu ciddi bir şekilde yapması ve antrenmanların başlaması çocuklarda kaç yaşlarında olmalıdır?

Ciddi bir şekilde antrenman yapmak için öncelikle çocuğun okula başlamış olması, daha sonra okuldaki spor dersinde, grup ve oyun etkinliklerinde performansı gözlenmelidir. Yedi yaşına gelen çoğu çocuğun artık oyunlarla karışık antrene olabilir, her geçen günde koordinasyon yetenekleri artar, motor özellikleri gelişir ve antrenman süreleri oyun sürelerinden daha uzun olmaya başlar. 7-10 yaşları arasında iyi bir alt yapı tekniği verilir, daha sora bu teknikler geliştirilir, bu yaşlar kuvvet ve kondisyondan ziyade oyunlarla teknik ve seçilen branşın antrenmanları yapılır.

Birkaç farklı dövüş sanatları mevcud olduğundan bize aralarındaki farkı anlatır mısın?

Birçok dövüş sanatı bulunuyor. Birkaçından örnekleme yaparsak;

Boks: Seriliği, çabukluğu ve direnci artırdığı gibi çok önemli bir saldırı sporudur.  Yalnızca yumruk kullanılır, çoğu zaman fit ve hareketli bir vücut yapısının ortaya çıkmasını sağlar, tabi istisnalar hariç!

Taekwondo: Çok fazla esneklik ve çabukluk, ani düşünme ve karar verme yetisi kazandıran, yumruk ve tekmeler kullanılan, fit bir fizik meydana getiren etkili bir dövüş sanatıdır.

Judo: Dünya üzerinde en yaygın dövüş sporlarından biridir; sakinlik, karışık durumlardan çıkabilme özelliğini insana hem felsefi hem de fiziki olarak öğretir. Çok hızlı düşündürür, serilik, devamlılık ve şaşırtma yetilerini üst seviye çeker, statik kasılmanın çok görüldüğü bir spordur. Bu sporu uygulama esnasında kas kütlesinde büyük gelişim görülür, tutma atma, kitleme, pes ettirme, savuşturma teknikleri, el ve ayak, kalça ve omuz gibi bölgeleri kullanılan tam bir denge ve koordinasyon sporudur.

Jiu-Jitsu: Tayland’da yedi yaşındaki çocukların bile günde üç saat çalışabildiği,  çeviklik, kuvvet, darbeye dayanma, pes etmeme ve ayakta kalma unsurlarını ön plana çıkaran, iyi bir fiziki yapı meydana getiren, yumruklar, tekmeler, diz ve dirsek kullanılan bir spordur. Jiu-Jitsu, judoya çok benzer,  daha çok yerde dövüş sistemine sahiptir, teknik kapasite güçten daha öndedir. Zayıf olanın güçlü olanı tekniğiyle yenebildiği nadir sporlardandır. Çok akılcı tekniklere sahiptir. Judo gibi Jiu-Jitsu da insan anatomisini çok iyi bilen bir dövüş sanatıdır.

Dövüş sanatlarının çocuklara kazandırdıkları nelerdir?

Daha önce de belirttiğim gibi güç, kuvvet, sağlığın yanısıra karar verme yeteneği, sorumluluk alma, terbiye ve disiplin, düzgün bir vücut gelişimi, hastalıklardan çabuk arınabilme ve benzeri kazanımları vardır. Çağımızda çok üzücü olan bir konu da çocukların televizyonda izlediklerinden, oynadıkları oyunlara kadar herşeyin içinde yüksek ölçüde şiddet olması ve oyunların ya da filmlerin kahramanlarının hep iyi dövüşür ya da savaşır olması. Doğal bir sonuç olarak büyüme çağında olan çocuklar bunlara özenerek okulda ya da oyun alanlarında arkadaşlarıyla dalaşmayı oyun haline getirebiliyorlar. Ancak,  profesyonel olarak eğitim aldıklarında, dövüş sporlarının çocuklara faydalı olabilecek yönleri ortaya çıkar. Okulda ya da dışarıda birbirlerini hırpalayan çocukları bilgilendirme ve doğru yönlendirmeyle, dövüşmenin bilincini ve saldırının ya da savunmanın bir spor adı altında yapabilecekleri öğretilebilinir. Çoğu agresif çocuk dövüş sporlarına başladıktan sonra özgüven ve farkındalık sahibi olur, bu da onun enerjisini sokaklarda itişme dışında belli bir disiplinde dövüş sporuna aktarmasını sağlar. Malesef ki şiddetin kaçınılmaz olduğu bir dünyada yaşadığımız için, her çocuğun kendini korumayı öğrenmesi, hobi için bile olsa dövüş sporlarına herhangi bir disiplinde girmesi kendilerini korumayı bilmeleri açısından yararlı olabilir.

Dövüş sporlarının arkasında yatan felsefesi nedir?

Dövüş sporlarına felsefi açıdan baktığımızda, Japonlar  ve Çinliler bu işin öncüleridir. Benim de branşlarımdan olan judo ve Jiu-jitsu Japon dövüş disiplininde dünyadaki en önemli ve etkili dövüş sporlarındandır. Felsefi olarak kazandırdıkları düzen, alçak gönüllülük, ast ve üste saygı ve en büyük dövüş sanatı felsefelerinden olan tehlike harici bildiklerini açığa çıkarmamak içgörüsünü kazandırır.

Dövüş sporlarına çocuklar hangi yaşlarda başlamalıdır?

Dövüş antrenörlerine göre değişken bir konu olan dövüşe başlama yaşı kanımca yedi-sekiz yaştır. Bu yaşta bir çocuk judoya başladıysa yaptığı antrenman kadar o sporun felsefesini de ona aktarmak gereklidir çünkü bir sporun felsefesi aslında özüdür ve hayattır. Dövüş ve mücadele sporlarına başlama yaşı çocuğun koordinasyon yeteneklerini kazanması ile doğru orantılıdır. Uygun yaşta çocuğunuzu bir dövüş sporu antrenman disiplinine sokarsanız, tüm diğer gelişimsel alanlarda da (fiziksel ve beyin gelişimi vs) açısından yaşıtlarına göre daha hızlı ilerleme kaydedecektir.

Ülkemizde basket, football ve tenis gibi klasikleşmiş sporların dışında çocukları hangi farklı türde sporlar yönlendirebiliriz?

Çocukları klasik dediğimiz ama popüler sporların dışında birçok spor dalına yönlendirmek gereklidir. Çünkü bazen çocuğun sevdiğini sandığı spor dalı aslında ona uygun olmayabiliyor. Bu gibi durumlarda antrenörün ya da öğretmenin yol göstermesi gerekir. Sporlar toplu, topsuz, bireysel ya da takım sporları olarak ele alınabilinir ve aynı zamanda kaya tırmanışı, yelken, sörf, yüzme, sutopu, biniclik, okçuluk, bisiklet, atletizm, kayak, güreş, jimnastik, capoeira, judo, boks, thai-boks, kick-boks, karate, taekwondo gibi sporlara yönlendirilebilinir.

Yunus Emre Güvenç

Siyah kuşak judo ve jiu-jitsu, ve Krav Maga şef eğitmenidir. Hem yurt içi hem de uluslararası dövüş turnuvalarına katılmaktadır. Kocaeli Üniversitesi antrenörlük bölümü yelken ve kondisyonerlikten mezun oldu. UKSCA (İngiltere Kondisyoner Akademisi)  kondisyoneri sertifikasını aldı. Beşiktaş alt yapısında yaklaşık on sene  futbol deneyiminden sonra judonun ağır basmasıyla dövüş sporları üzerine yoğun bir çalışma ile judodan jiu-jitsuya geçiş yaptı. Aynı dönemlerde thai-boksa başladı ardından karışık dövüş sanatları (MMA) sistemine geçiş yaptı. Mesleği icabı ve güvenlik sektörüyle olan bağlantıları ve verdiği eğitimleri ileri seviyeye götürebilmek için Krav Maga dövüş sanatını da bünyesine kattı.  Şu an güvenlik, polis, asker ve korumalara yakın dövüş, VİP koruma vs. gibi dersler veriyor.  Zamanının büyük bir kısmında genç ve küçük sporculara dövüş sporları eğitimi vermekte,  aynı zamanda bir çok milli sporcuya da birebir kondisyonerlik yapmakta.

Raquel Habib

Şalom gazetesi, 25 Nisan 2012

Leave a reply

    Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial